Çarşamba, 22 Eki 2014
You are here: Anasayfa Mali Danışmanlık Finans Ünite 1: Finansal Yönetim ve Fonksiyonları
Kaynak Planlamasındaki En önemli Adım Nedir?
 
Ünite 1: Finansal Yönetim ve Fonksiyonları
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 18
ZayıfEn iyi 
Kenan Berkdemir tarafından yazıldı.   

FİNANSAL YÖNETİM

Ünite 1: Finansal Yönetim ve Fonksiyonları

Ara: 4 Final: 1-2

 

FİNANSAL YÖNETİM FONKSİYONLARI VE FİNANS YÖNETİCİSİ

Bir işletmenin faaliyetlerini yürütmesi ve varlığını sürdürmesi için tüketicilerin ihtiyaçlarına uygun mal ve hizmet üretmeli ve işletme sahiplerine yeterli getiri sağlamalıdır. Günümüzde finansal gelişmeler tüm işletmelerde finansal yönetimin önemini arttırmıştır.

Finans: Kişi veya kurumların yararlanacağı para, fon ya da sermayedir.

Finansman: İşletmenin ihtiyacı olan fonların sağlanmasıdır.

Finansal Yönetim: İşletmenin ihtiyaç duyduğu fonların, sermayenin belirlenmesi, sağlanması ve sağlanan fonların uygun varlıklara yatırılarak yönetilmesidir.

Finans Yöneticisi: İşletmede yatırım ve finansman kararlarından sorumlu kişilerdir.

Finansal Yönetimin Temel Fonksiyonları

1. Yatırım Kararları: Finans yöneticisinin en önemli karalarıdır. İşletme, elindeki kaynaklarla en uygun yatırım kararlarını vermelidir.

a. Uzun süreli (sabit) varlık yatırımı (Sermaye Bütçelemesi): Uzun süreli yatırım taşıdığı risk açısından çok önemli kararlardır. Bu yatırım kapsamında bina, makine, araç, gereç gibi maddi varlıklar yanında teknik uzmanlık, patent, marka, şerefiye gibi maddi olmayan varlıklar da vardır.

b. Kısa süreli varlık yatırımı (Dönen Varlık Yatırımı): Uzun süreli varlıkların çalıştırılması için gerekli yatırımlardır. Bu kapsamda;

· Stoklama (hammadde, yarı mamul, mamul, ticari mal)

· Alacaklar (Vadeli satış kararları)

· Kasa veya bankalarda (nakit akışı için) olması gereken fon tutarlardır.

Yatırım kararları, kar ya da gelir sağlayan kararlar yanında, fonlarda tasarruf yapılması, diğer işletmelerle birleşme, devir, satın alma, dış ülkelere doğrudan yatırımlar gibi kararları da kapsar.

2. Finansman Kararları

Finansal yönetici varlıklar (yatırımlar) için gerekli fon tutarını belirlemeli, bunun için en iyi şekilde nasıl finanse edileceğini planlamalı, fonları nereden, nasıl, ne zaman karşılayacağını bilmelidir.

a. Borçlanma ve özsermaye yoluyla finansman : Borçlanma yoluyla finansmanda işletme zarar da etse anapara ve faizi ödemek zorundadır. Özsermaye ile finansmanda ödeme zorunluluğu yoktur. Kar elde edilse bile kar dağıtımı ertelenebilir veya sermayeye eklenebilir. Hisse senetlerinde vade olmadığı için anapara ödemesi de yoktur.

Borçla finansmanın (tahvil, bono, banka kredisi vb. gibi) avantajı faizin gider kaydedilerek vergiden düşülebilmesidir. Hisse senetlerine ödenen kar payı gider olarak vergiden düşülmez.

Hisse senediyle finansman riski borçla finansmana göre daha düşüktür.

Riskin düştüğü, firmanın tanınırlığının arttığı ve faiz oranlarının düştüğü dönemlerde özsermaye ile finansman anlamlı değildir.

b. Kısa ve uzun vadeli finansman: Kısa süreli finansman vadesi bir yıllık kararlardır ve firmanın dönen varlıklarına yapılması gereken yatırımlar ilgilidir. Kısa vadeli yatırım hemen para kazandırmaya başlayabileceği gibi en geç bir yıldan sonra işletmeye para kazandırmaya başlamalıdır. Uzun süreli finansman bir yıldan uzun ve işletmenin duran varlıklarına yapılacak olan yatırımlarla ilgilidir. Uzun süreli yatırımlar da hemen para kazandırabilir ancak genellikle yatırımın özelliğine ve sektördeki karlılık durumuna göre 3-5 yıldan sonra da kazandırmaya başlayabilir. Gelirin ne zaman kazanılmaya başlayacağı analiz edilerek finansmana gidilmelidir. Beş yıldan uzun sürecek yatırımlar büyük şirketlerin ve holdinglerin alabilecekleri kararlardır. Aynı şekilde yatırımın geri ödeme süresi de 5-10 yıl arasında olmalıdır.

Örnek olarak bireysel emeklilik şirketlerini ele alalım. Kuruluş sermayeleri 10 trilyondan az olamaz ve üç yıl içinde sermayeyi 20 trilyona çıkarmalılar ve beş yıl kar payı ödemesi yapamazlar. Bu şirketler ilk etapta karı ön planda tutmayan ve sermaye yapısı güçlü olan şirketlerdir.

c. Dividant (Kar payı) kararları: Kar payı kararı, karın ne kadarının işletmede bırakılacağı, ne kadarının ortaklara dağıtılacağı kararıdır. İşletmelerin büyümesinde kar payının kullanılması sermaye piyasası gelişmekte olan ülkelerde sık karşılaşılır. Dividant kararı alınırken işletmenin finansman ihtiyacı ile ortakların tatmini arasında bir denge sağlanmalıdır. Finansal yönetici kararlarını alırken iç ve dış kaynaklardan sağlanan bilgileri iyi analiz etmelidir. Finansal yönetici bundan başka;

- Finansal öngörülerde buluna,

- Finansal piyasalardaki artan kısa ve uzun dönemli fonların etkilerini değerlendirme,

- Yatırım alternatiflerinin işletmenin değerine etkisini araştırma,

- Kar payı, sermaye yapısı ve fiyat politikasının işletmenin satışları ve karlarına etkisini saptama,

- Birleşme, satın alma, uluslararası iş fırsatlarını değerlendirme,

- Mali açıdan yeniden organizasyon,

- İşletmenin sona ermesi durumunda konkordato teklifi, tasfiye konularında da sorumlulukları vardır.

Finans yöneticilerinin etkin karar verebilmeleri için değişik alanlarda temel bilgiye sahip olmaları ve alanlarında uzmanlaşmış olmaları gereklidir.

Büyük İşletmelerde Sorumluluk Dağılımı

İşletmelerde yatırım ve finansman karalarından sorumlu olan kişiler finans yöneticileridir. Büyük işletmelerde sorumluluk firma içinde dağıtılır. Finans konusunda uzmanlaşmış kişiler finansal kararlardan doğrudan doğruya sorumludur.


1. Finans (Fon) Yöneticisi (Haznedar) :

Temel görevi fonların sağlanması ve yönetimidir. Fon yöneticisinin sorumlulukları;

a. Banka ilişkileri

b. Nakit yönetimi

c. Finansman

d. Kredi yönetimi

e. Dividant (kar payı) ödemeleri

f. Sigorta

g. Emeklilik fonlarının yönetimi

2. Muhasebe Müdürü (Kontrolör):

Temel görevi fonların etkin biçimde kullanılıp kullanılmadığının kontrolüdür. Sorumlulukları;

a. Mali tabloların hazırlanması

b. İç denetim

c. Muhasebe

d. Bordro işlemleri

e. Kayıtların korunması

f. Bütçelerin hazırlanması

g. Vergiler


Bu iki birimin bağlı olacağı işletme yöneticisi finans yöneticisi (mali işler) genel müdür yardımcısıdır ve işletmelerinin mali politikalarının belirlenmesi ile uğraşır. Sabit varlıklara yatırım kararı ve sermaye bütçelemesi faaliyetlerinden mali işler yöneticisi sorumludur. Kar dağıtımı kararlarından yasalara göre yönetim kurulu ya da genel kurul sorumlu olsa da yönlendiren kişi yine mali işler yöneticisidir.

İŞLETMELERİN AMAÇLARI

a. Sosyal amaçlar

- Mal hizmet üreterek toplum refahını arttırmak

- İşletmede istihdamı sürekli kılmak

- İşletmenin sürekliliğini sağlamak

Soru: İşletmenin iyi bir imaja sahip olması sosyal amaçla mı yoksa ekonomik amaçla mı açıklanabilir?

b. Ekonomik amaçlar

- Üretimi ve satışları arttırmak

- İşletmenin piyasa payını arttırmak

- İşletmenin büyümesini sağlamak

- İşletmenin karını maksimum yapmak

- İşletmenin değerini maksimum yapmak


Öncelik, vakıf, dernek ve KİT’ler için sosyal amaç iken özel işletmelerde ekonomik amaçlardır.

Karı Maksimum Yapma Amacı (Kar maksimizasyonu)

İşletme, karını en çoklaması (maksimize) bazı eleştirileri de beraberinde getirmektedir.

- Kar maksimizasyonu elde edilen karın tamamı ya da tamam yakını dağıtılmadıkça hissedarların çıkarına ters düşer. Kar ençoklaması için karın dağıtılmaması ve çok az dağıtılması gerekebilir.

- Kar kısa, orta veya uzun dönemli olabilir. Kar ençoklanırken aradaki dengenin belirlenmesi gerekir.

- Karın hesaplanmasında paranın zaman değeri önemlidir, burada zaman faktörü dikkate alınmaz.

- Kar kavramında toplam miktarın mı yoksa karlılık oranının mı ençoklanacağı açık değildir.

- Karlılık ölçüsü olarak muhasebe karlarının ile hissedarların yatırdığı fonların maliyeti farklıdır.

- Risk faktörünü dikkate almaz, statik (durağan) özellik gösterir ve geleceği dikkate almaz.

Kar ençoklaması amacının en önemli iki eksikliği zaman ve risk faktörlerini dikkate almamasıdır.

İşletmenin Piyasa Değerini Maksimize Etme (Değer Maksimizasyonu)

İşletmenin cari piyasa değerini ya da hissedarların varlıklarını maksimize etmek, işletmenin gelecekte beklenen gelirlerinin şimdiki değerinin ençoklanmasıdır.

Yatırım kararlarında nakit girişlerinin bugünkü değeri en yüksek olan, finansman kararlarında da nakit çıkışlarının bugünkü değeri en düşük olan seçenek işletmenin değerini maksimize eder.

İşletmenin piyasa değeri, hisse senetlerinin piyasa fiyatıyla ölçülür. Hisse senetlerinin fiyatları işletmenin performansını ölçer. Performansı iyi işletmelerin hisse senetlerine talep fazladır. Hisse senedinin fiyatının artması işletmenin piyasa değerini arttırır. Halka açık olmayan şirketler için hisse senetlerinin halka arz fiyatları baz alınabilir ancak halka arz fiyatı piyasa değeri ile kıyaslandığında aynı değeri vermeyecektir.

Değer ençoklaması amacı finansal kararlarda zaman ve risk faktörünü dikkate alması nedeniyle birincil derecede kuramsal (teorik) bir amaç olarak kabul edilmektedir. İşletmeler sosyal sorumluluklarını unutmadan işletme değerini arttırmak zorundadırlar. Kararların risk ve karlılığına bağlı olarak işletmenin değeri etkilenir.

FİNANSMANIN TARİHSEL GELİŞİMİ

1930’lu yılarda bilançonun pasifinde yer alan borçlanma ve özsermaye konuları sorumluluk alanıydı. Bunalım (depresyon) yıllarında fiyat düşüşleri, kredi sıkıntıları ve iflaslar yaşanmış, ayakta kalnalar yeniden yapılanmaya (reorganizasyon) yönelmişlerdir.

Bu dönemde finans yöneticisinin temel fonksiyonu işletmeye gerekli olan bulunması, kayıtların ve raporların düzenlenmesiydi. Ekonomi politikasındaki değişiklikler, hükümetlerin sıkı para politikaları uygulamaları işletmeleri nakit yönetimiyle yakından ilgilenmeye sevk etmiştir. Nakit akışı analizi ve nakit bütçesindeki çalışmalar iç finansal denetimler dış fonların bulunması ve sermaye yapısı üzerindeki çalışmaları derinleştirmiştir.

1940-1950 döneminde sermaye maliyetini ölçmede ilk kez bilançonun aktifleriyle ilgilenilmiştir.

1960-1970’li yıllarda sabit aktif (duran varlıklar), stok, alacak, nakit gibi (dönen varlıklar) aktiflerin dağılımında en uygunu bulma arayışları ön plana çıkmış, matematiksel modeller uygulanmaya başlanmıştır. Riske göre düzeltilmiş modeller geliştirilmiştir.

1980’li yıllarda, bilgisayarlı uygulamalar önem verilmiş, faiz oranlarındaki sık sık yaşanan artışlar finans yöneticilerini daha atak davranmak zorunda bırakmıştır. Bu dönemden sonra ekonomi politikasındaki değişiklikler, hükümetlerin sıkı para politikaları uygulamaları işletmeleri nakit yönetimiyle daha yakından ilgilenmeye sevk etmiştir. Nakit akışı analizi ve nakit bütçesindeki çalışmalar iç finansal denetimler dış fonların bulunması ve sermaye yapısı üzerindeki çalışmaları derinleştirmiştir.

Finansal Yönetimde etkili olan gelişmeler

- Sermaye dolaşım hızının artması

- Teknolojik gelişme ve değişiklik (bilgisayar)

- İşletmelerin büyük ölçekte faaliyette bulunmaları

- Ar-Ge faaliyetlerinin öneminin artması

- İşletmeler arası birleşme ve satın almaların yoğunlaşması

- Piyasalarda rekabetin artması, kar marjlarının daralması

- Ulaştırma ve iletişim olanaklarının artması

- Faiz ve döviz kurlarında dalgalanmaların artması


24 Ocak 1980 ve 5 Nisan 1994 kararları ile uygulanan sıkı para politikaları şu sonuçlara neden olmuştur.


Paranın (sermayenin) maliyeti artmıştır.

Ulusal para değer kaybetmiştir.

Enflasyon artmıştır.

Borç bulma olanakları daralmıştır.

Kredi sunumu azalmıştır.

Yatırımlar düşmüştür.

İşletmelerin finansal yapısı (kaynak bileşimi) değişmiştir.

Mali kurumların işlem hacmi artmıştır.


FİNANSAL YÖNETİM VE DİĞER DİSİPLİNLER

1. Muhasebe: Finansal yönetim için gerekli verileri hazırlarlar. Özellikle nakit akışı..

2. İktisat: Mikro ekonomi işletmelerin (ve bireylerle ailelerin) iktisadi kararlarıyla ilgilidir. FY (finans yöneticisi) mikro ekonomiden, uzun vadeli yatırım kararları almada, nakit, stok ve alacakların yönetiminde faydalanır. Makro ekonomi ise ekonomiyi bütün olarak ele alır. FY kredi imkanları, fon maliyetleri, parasal ve mali politikaların ekonomiye etkilerini dikkate alarak kararlar verir.

Soru: FY, makro ekonomiyi kullanmak zorunda mıdır?

3. Pazarlama, Üretim ve Kantilatif Yöntemler: Finansal yönetimin ikinci derecede yakın olduğu disiplinlerdir. FY yeni ürün ve pazarlama yöntemlerini, üretim sürecindeki değişikliği yatırım ve finansman kararlarında dikkate almalıdır. Bunun yanında personel, ar-ge gibi disiplinler de kullanılır.

FİNANSAL YÖNETİM VE İŞLETMELERİN HUKUKİ YAPILARI

Kar dağıtımı, vergi hukuku, alacaklara karşı sorumluluk, faaliyet sonuçlarının açıklanması, fon sağlama miktarı ve şekil gibi konularda alınacak kararlar işletmelerin hukuki yapılarıyla ilgilidir.

1. Bireysel İşletmeler (Ferdi teşebbüsler)


- Tüzel kişilikleri yoktur.

- Ortaklar tüm malvarlığıyla sorumludur.

- Kuruluş için yazılı sözleşme gereği yoktur.

- Kredi bulmak daha kolaydır

- Tek kişi karar aldığı için hataya daha çok açıktır

- Küçük işletme türüne yatkın kuruluş biçimidir.


2. Ortaklıklar

a. Şahıs Ortaklıkları

- Adi Ortaklıklar (Şirketler): İki veya daha çok kişinin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadan, sözlü bir anlaşma ile geçici veya sürekli kurdukları şirketlerdir. Düşük maliyetle kolayca kurulabilir. Dezavantajları, sınırsız sorumluluk, işletme yaşamında sınırlılık, ortaklık hakkı transferlerinde güçlük ve büyük miktarlarda fon sağlama zorluklarıdır.

- Kollektif Şirketler: Belli şekil şartları ve belli bir unvan altında oluşturulan ortaklıktır, tüzel kişiliktir. Ortaklar şirket borçlarından dolayı tüm mal varlıklarıyla birlikte sorumludur. Alacaklılar ortaklardan istediğine baş vurabilir, bu nedenle birbirini iyi tanıyan kişiler arasında kurulur. Bunlara şahıs ortakları da denir. Ömrü anlaşmaya bağlıdır. TTK’ya tabidir. Ortaklar tacir sıfatını alır. Fon sağlama olanağı ortakların elde edeceği fonların toplamı kadardır.

- Adi Komandit Ortaklıklar: Ortaklardan bir kısmının şahıs şirketlerinde olduğu gibi sınırsız ve müteselsilen (birbirine bağlı olarak, zincirleme) sorumluluk üstlendiği, bir kısmının ise koydukları sermaye ile sınırlı sorumluluk üstlendiği ortaklıktır. Bu ortaklıklarda toplanacak fon miktarı sorumlu ortak sayısı artırılarak kollektif ortaklığa göre daha kolay arttırılabilir.

- Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Ortaklıklar: Adi komandit ortaklığa benzer. Tek farkı sınırlı sorumlu ortaklar olarak bir ya da birkaç kişinin yer almasıdır. Sınırlı sorumlu ortakların payları yalnızca sözleşmede yer alır. Sermayeye karşılık pay senedi verilmez.

b. Sermaye Ortaklıkları

- Limited Şirketler: İki ya da daha fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulan sorumluluğu koydukları ya da koymayı taahhüt ettikleri sermayeyle sınırlı olan esas sermayesi belli ticari ortaklıklardır. En az iki en çok elli ortaklıkla kurulabilir. Sermaye payı için hisse senedi verilmez. Sermaye artırımı için oy birliği gerekir. Hisse senedi ve tahvil ihraç edemezler. Artan iş hacmine parelel olarak yeni ortak alımı ya da başka finanslama olanakları sağlamak güçtür.

- Anonim Şirketler: Paylara bölünen sermaye kıymetli evrak niteliğindeki hisse senediyle temsil edilir. Sermaye kolayca el değiştirebilir. Sınırlı sayıda ortakla kurulan Anonim ortaklıklar ani şekilde kurulurken, halka açık olarak kurulmak istenenler tedrici olarak kurulur. Tedrici kuruluşun çok sayıda formalitesi vardır. AO halka açık veya kapalı olabilir.

TTK’ya göre AO; bir ünvana sahip, ana sermayesi belli ve paylara bölünmüş ve borçlarından dolayı yalnız malvarlığı ile sorumlu ortaklıktır. Ticaret Bakanlığı’nın izniyle kurulup, ticaret siciline tescil ve ilanla tüzel kişilik kazanır. AŞ’lerde sabit sermaye eası uygulanır. Esas sözleşmede değişiklik olmadıkça sermaye değişmez. Bilançoda kar varsa kar payı dağıtılıp dağıtılmayacağı konusu TTK’ya tabi ortaklar (halka kapalı) ve SPK’ya tabi ortaklar (halka açık) arasında farklılık vardır.

Organize Piyasa: Resmi bir piyasa yerinin olduğu devletin denetimi ve gözetimi altında olan piyasalardır (İMKB gibi)

Hisse Senedinin Nominal Değeri: Tescil edilen ve bilançoda gösterilen sermayenin hisse senedi sayısına bölünmesiyle bulunan değerdir.

Kayıtlı Sermaye sistemi: Esas itibariyle sermaye artırımı sistemidir ve sermayenin daha az formaliteyle artırılabileceği bir limittir. Yalnızca halka açık şirketlere tanınan bir ayrıcalıktır.

Halka Açık Anonim Şirket: SPK’ya göre hisse senetleri halka arz edilen şirketlerle, ortak sayısı 250’yi aşan şirketlerdir. SPK’ya tabidirler ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun denetimindedirler.


SORULAR

 

1. Finansal Yönetim nedir?

a. İşletme için gerekli fonların sağlanması, korunması ve etkin olarak kullanılmasıdır.

b. İşletme için sağlanan fonların doğru olarak kayıt ve takibidir.

c. İşletmede üretilen mal ve hizmetlerin maliyetlerinin hesaplanmasıdır

d. İşletmenin karlılığının en üst düzeyde tutulması için alınması gereken kararlardır.

e. İşletmenin ürettiği mal ve hizmetlerin satış ve denetimidir.

 

2. İşletmenin ihtiyacı olan fonların sağlanmasına ne ad verilir?

a. Finansal Yönetim b. Finans c. Finansman d. Finansal Planlama e. Finans Fonksiyonu

 

3. Kısa süreli varlık yatırımının kapsamına aşağıdakilerden hangisi girer?

a. Stoklama b. Bina c. Taşıt d. Teknik uzmanlık e. Patent, Marka

 

4. Uzun süreli varlık yatırımına aşağıdakilerden hangisi girer?

a. Stoklama b. Alacaklar c. Kasa d. Bankalar e. Makine

 

5. Finans yöneticisinin diğer adı nedir?

a. Kontrolör b. Haznedar c. Muhasebe müdürü d. Finans komitesi d. Mali yönetici

 

6. Aşağıdakilerden hangisi finans yöneticisinin görevlerinden değildir?

a. Banka ilişkileri b. Nakit yönetimi c. Finansman d. Vergiler e. Sigorta

 

7. Muhasebe müdürünün diğer adı nedir?

a. Kontrolör b. Haznedar c. Muhasebe müdürü d. Finans komitesi d. Mali yönetici

 

8. Aşağıdakilerden hangisi muhasebe müdürünün görevlerinden değildir?

a. Mali tabloların hazırlanması b. İç denetim c. Bordro işlemleri

d. Bütçelerin hazırlanması e. Dividant ödemeleri

 

9. Aşağıdakilerden hangisi işletmenin sosyal amaçları arasında yer alır?

a. Üretimi ve satışları artırmak b. İşletmenin piyasa payını artırmak

c.İşletmede istihdamı sürekli kılmak d. İşletmenin büyümesini sağlamak

e. işletmenin karını ençoklamak (maksimum yapmak)

 

10. Aşağıdakilerden hangisi işletmenin ekonomik amaçları arasında yer alır?

a. Mal ve hizmet üreterek toplumun refahını artırmak b. İşletmede istihdamı sürekli kılmak

c. İşletmenin değerini maksimum yapmak d. İşletmenin sürekliliğini sağlamak

e. Hayır kurumlarına ve okullara yardım etmek

 

11. Aşağıdakilerden hangisi finansal yönetimde etkili olan gelişmelerden biri değildir?

a. Sermayenin dolaşım hızının artması b. Teknolojik gelişme ve değişiklik (bilgisayar)

c. Ar-ge faaliyetlerinin öneminin artması d. Faiz ve döviz kurlarında dalgalanmaların artması

e. Tarımın etkisinin azalması

CEVAPLAR

1- A. Kayıt ve takip muhasebenin sorumluluğundadır

2- C. Finansman, işletmeye para veya sermayenin sağlanmasıdır.

3- A. Diğerleri uzun vadeli varlık yatırımı kapsamındadır.

4- E. Diğerleri kısa süreli varlık yatırımıdır.

5- B. 6- D 7- A 8- E. 9. C 10. C 11. E